ALINTI
Bir caddeydi bu. Sadece bir cadde. Sonu görünmeyen ve gecenin çökebileceği kadar çökmüş bir cadde. Arabayla, minibüsle ya da başka herhangi bir şeyle defalarca geçtiğim, sokak lambalarını ezbere bildiğim bir cadde.
O gece yürüdüm o caddede. Sadece yürüdüm. Sırtıma yüklenenleri sırtladım, ağır ağır yürüdüm. Taşlarını saya saya, sürüne sürüne, dibe inerek yürüdüm. Omuz attı irice bir tesbihli. Gülümsedim de yürüdüm. Kaybedecek bir şeyim olmadığından, gittim karanlığa doğru. Oturdum kaldırımına. Geçenleri saydım. Adımlarını izledim. Kazanç ve kayıplarını izledim suratlarında. Hırsları izledim koşanlarda. Ve babaları tanıdım, acele eden genç kızlarda. Para verdim insanları tartan çocuğa. Otur dedim, izle. Bunlar gibi olma sakın bir gün. Kaybet, kazan ama; pişman olma. Sustu. Tamam abi dedi, donuk bakışlarla.
Kırabileceğim herkesi kırmıştım o gün. Evlenebileceğim tek kıza, git dedim. Ne koca olurum ben, ne baba. Yazdım o gün. Çizdim de bir yandan. Pişman olmalıyım diye iç geçirdim. Hiçbirinizi sevmiyorum dedim kalabalığa, birçoğunuzdan da haz etmiyorum. Tartıcı çocuk gitti. Bir kız oturdu. Kadınımsı. Git dedim. Salak dedi, yüzüme yapıştırır gibi. Yüzüm aktı. Evet dedim. Seni de kaybettim. Zaten ben bugüne kadar, her zaman kaybettim. Caddelerde, insanlarda, yazılarımda, sokak lambalarında, karanlıkta, kendimle kavgalarımda, tartıcı çocukta.
emrey asked: Tumblr bana oynadığı oyunu sana da oynuyor mu yoksa tek kurbanı ben miyim :D
yok bana oynamıyor

